134 Numaralı Otobüs Nereden Kalkıyor?
Bugün sizlerle “134 numaralı otobüs nereden kalkıyor” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız.
Şehrin İçinde Kaybolan Bir Sabah
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanmıştım ama uyanmak dediğim şey aslında tam olarak uyanmak değildi. Gözlerim açık, bedenim yataktan kalkmıştı ama zihnim hâlâ yarım kalmış bir rüyanın içinde dolanıp duruyordu. Kayseri’nin o keskin soğuğu camdan sızarken, odamın içinde garip bir sessizlik vardı. Sanki şehir değil de ben donuyordum.
Elimde eski bir defter vardı. Kenarları yıpranmış, sayfaları sararmış. İçine yazdığım her şey biraz yarım, biraz eksik, biraz da aceleye getirilmiş cümlelerdi. Ama yine de yazıyordum. Çünkü yazmazsam içimde bir şeyler taşacaktı.
O gün tek bir düşünce kafamı kemiriyordu:
134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?
Bunu Google’a yazmak kolaydı. Ama ben kolay olanı istemiyordum. Çünkü bazı soruların cevabı internette değil, sokaklarda bulunur. İnsanların yüzlerinde, durakların sessizliğinde, otobüs motorlarının sabahın erken saatlerinde çıkardığı o derin uğultuda gizlidir.
Yanlış Durakta Başlayan Bir Arayış
Evden çıktığımda hava hâlâ griydi. Gökyüzü, sanki gece ile gündüz arasında karar verememiş gibiydi. Üzerime kalın montumu aldım ama içimdeki boşluğu hiçbir şey ısıtmıyordu.
İlk durağa yürüdüm. Ayakkabılarım kaldırıma vurdukça sanki içimdeki düşünceler de ritim tutuyordu. Her adımda aynı soruyu tekrar ediyordum:
134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?
Durakta birkaç kişi vardı. Kimisi telefona gömülmüş, kimisi sadece önüne bakıyordu. Yanlarına yaklaştım ama sormaya çekindim. Çünkü bazen insan, sorusunun cevabını öğrenmekten çok, o soruyu sormaya cesaret edemez.
Bir süre bekledim. Gelen otobüs 135’ti. Yanlıştı. Sonra 12 geldi, o da bana ait değildi. Sanki şehir benim sorumu duymamış gibi davranıyordu.
İçimde hafif bir hayal kırıklığı büyümeye başladı. Ama bu hayal kırıklığı sert değildi. Daha çok yumuşak bir kırılma gibiydi. İnsan bazen hemen kırılmaz; önce çatlar, sonra o çatlakta sessizce büyür.
Bir Durak, Bir Yabancı ve Küçük Bir Cümle
İkinci durağa geçtiğimde yaşlı bir adamla yan yana geldim. Elinde eski bir poşet, üzerinde solmuş bir mont vardı. Gözleri uzaklara bakıyordu.
Dayanamadım, sordum:
“Amca… 134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?”
Bir an durdu. Sanki soruyu duymamış gibi değil de, çok eski bir hatırayı hatırlamış gibi baktı bana. Sonra hafifçe gülümsedi.
“Evlat,” dedi, “o otobüs sabah erken kalkar. Ama nereden kalktığını bilmekten çok, neden ona binmek istediğin önemli.”
Cevap değildi bu. Ya da ben öyle sanmıştım. Ama aslında cevapların çoğu böyle olur. Direkt olmaz, dolaylı olur. Kafaya değil, kalbe dokunur.
O an içimde garip bir şey oldu. Sanki sadece bir otobüs değil de, bir yere yetişme isteğim vardı. Belki birine, belki eski bir halime, belki de hiçbir zaman geri dönemeyeceğim bir ana.
Şehrin İçinden Geçen Düşünceler
Yürümeye devam ettim. Kayseri sokakları her zamanki gibi sessiz ama ağırdı. İnsanların yüzleri aceleciydi, ama kimse gerçekten bir yere yetişiyor gibi görünmüyordu.
Bir köşede simitçi vardı. Dumanı yükseliyordu. Bir an durup baktım. Simidin sıcaklığı bile içimdeki boşluğu dolduramayacak gibiydi.
134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?
Bu soru artık sadece bir bilgi arayışı değildi. Bir takıntıya dönüşmüştü. Sanki o otobüsü bulursam, içimde eksik kalan bir şey tamamlanacaktı.
Ama hangi eksiklikti bu, bilmiyordum.
Belki de insan en çok neyi kaybettiğini bilmeden arar.
Otogarın Kenarında Bekleyen Gerçek
Sonunda otogara benzer bir yere ulaştım. Burası büyük değildi ama kalabalıktı. İnsanlar geliyor, gidiyor, kimse durmuyordu. Herkesin bir yönü vardı, benimse yoktu.
Bankların birine oturdum. Dizlerime baktım. Ellerim soğuktu.
Yanımdan geçen bir görevliye tekrar sordum:
“134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?”
Bana kısa bir bakış attı. Sonra elini hafifçe sağ tarafa çevirdi.
“Oradan,” dedi. “Ama pek sık geçmez.”
O an anladım ki, aradığım şey sadece bir durak değildi. Bir belirsizlikti. İnsan bazen net cevaplardan çok, belirsiz ihtimallere tutunur.
Çünkü ihtimal, umudu canlı tutar.
Beklemek ve İçine Dönmek
Sağa doğru yürüdüm. Gösterilen yerde birkaç eski otobüs vardı. Boyaları solmuş, kapıları ağır ağır açılıp kapanıyordu. Ama 134 numaralı otobüs yoktu.
Bekledim.
Dakikalar uzadı. Dakikalar saat gibi hissettirdi. Saatler ise sanki hiç geçmiyordu.
Ve o bekleyiş sırasında içime dönmeye başladım. Aslında neden burada olduğumu düşündüm.
Belki bir yere gitmek istemiyordum. Belki sadece kaçmak istiyordum.
Ama insan nereye kaçarsa kaçsın, kendini yanında götürür.
İç Sesimin Gürültüsü
Kafamın içinde bir ses sürekli konuşuyordu. Bazen bana kızıyor, bazen beni savunuyor, bazen de sadece susuyordu.
“Bütün bunlar ne için?” diyordu.
Gerçekten ne için?
Bir otobüsün kalkış yerini bulmak için mi, yoksa hayatımda eksik olan yönü anlamak için mi?
134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?
Artık bu soru, dışarıdan gelen bir soru değil, içimden gelen bir yankıya dönüşmüştü.
Bir Gençliğin Kırılgan Haritası
Kayseri’nin sokaklarında yürürken fark ettim ki şehir aslında insanın içini yansıtıyor. Dışarıdan bakınca düzenli, ama içine girince karmaşık.
Ben de öyleydim.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gençtim. Ama içimde sürekli değişen, kırılan, yeniden kurulan bir dünya vardı.
134 numaralı otobüs benim için bir araç değil, bir sembol olmuştu. Gidilemeyen yerlerin, söylenemeyen sözlerin, başlanamayan hikâyelerin sembolü.
Bazen insan bir otobüsün peşine düşmez aslında. Kendi hayatının yönünü arar.
Gelmeyen Otobüs ve Gelen Gerçek
Bir süre sonra hava daha da soğudu. İnsanlar azaldı. Banklar boşaldı. Ve ben hâlâ oradaydım.
Ama otobüs gelmedi.
O an anladım ki bazı şeyler gelmez. Bazı soruların cevabı yoktur. Ve bazı yollar, sadece yürünmek için değil, fark edilmek için vardır.
Ayağa kalktım.
134 numaralı otobüs nereden kalkıyor?
Artık cevabını bilmediğim bu soruyu içimde taşımayı bıraktım mı bilmiyorum. Ama ilk kez, cevabın olmamasının da bir cevap olabileceğini hissettim.
Yürümek, Dönmek ve Sessiz Bir Kabulleniş
Önerdiğimiz İçerik: İngilizcede kardeş nasıl okunur ?
Geri yürümeye başladım. Şehrin sokakları aynıydı ama ben aynı değildim.
Bir şey değişmişti. Büyük bir şey değil. Ama küçük şeylerin toplamı gibi.
Hayal kırıklığım vardı, evet. Ama bunun yanında hafif bir kabul de vardı.
Belki de bazı otobüsler gerçekten kalkmazdı. Belki de bazı yolculuklar sadece zihinde başlar ve orada biterdi.
Ama yine de yürüyordum.
Çünkü yürümek, bazen varıştan daha gerçekti.
Ve içimde, sessizce yankılanan tek bir şey kalmıştı:
Bir otobüsün nereden kalktığını bilmekten daha önemli şeyler vardı.