Sosyal Ayrışma Nedir? Günlük Hayattan Düşündüren Komik Bir Bakış
İzmir’de bir kafede oturuyorum, bir yandan kahvemi içiyorum, bir yandan da etrafı gözlüyorum. Hani bazen kafede “bu insanlar kim?” diye düşündüğünüz olur ya, işte ben tam o noktadayım. Şu anda önümde bir grup genç var. Onlardan biri, elinde telefon, başı önde, parmakları hiç durmuyor. Diğerleri ise “Kanka bak, çok komik video buldum!” deyip, birbirlerine gösteriyorlar. Ama bu komik videonun içinde hiç gülmüyorlar. Hâlâ ekranlarına kilitlenmiş durumdalar. Birisi parmaklarıyla telefona dokunurken, diğerleri de telefonlarıyla paralel bir şekilde suskun, sadece ekrana bakıyorlar. “İşte sosyal ayrışma nedir?” sorusunun cevabını burada buldum gibi. Peki, aslında sosyal ayrışma nedir? Gelin, bunun cevabını birlikte keşfederken, biraz eğlenelim.
Sosyal Ayrışma: Bir İnsan Ne Zaman ‘Farklı’ Olur?
Sosyal ayrışma nedir, diye sorarsanız, cevabım şu olur: İnsanların, bazı sosyal gruplardan ya da topluluklardan dışlanması, izole olması, yani aslında bir şekilde “bizden” olmamaları durumu. Yani, tam Türk filmi sahnesi gibi… “Bunlar nereden çıktı?” diyorsunuz, “Bunlar bu mahalleye ait değil!” Ama öyle bir şey yok. Sosyal ayrışma bazen çok daha ince bir şekilde kendini gösterir. Hayatınızda en son ne zaman, kendinizi bir grup insanın içinde yalnız hissettiniz? Ya da en son hangi gruba, “Bu da ne ya?” diye tepki verdiniz? İşte o anlar, sosyal ayrışmanın günlük hayatımızdaki izleridir.
Mesela, geçen gün bir arkadaşım bana Instagram’da gördüğü bir hikaye üzerinden yorum yapıyor. “Vallahi ya, şu adamın ne kadar beğenildiğini bir görsen, gerçekten anlamıyorum.” Hangi adam? diye soruyorum. O da “Hani şu sürekli motivasyon konuşmaları yapan, işte her gün ‘başarının sırrı’ diye paylaşımlar yapan tip” diyor. Ama burada dikkat edin, o tipin o kadar takipçisi var ki, bazen gerçekten sorguluyorum: “Gerçekten başarılı mı bu adam? Yoksa sadece bu paylaşımlarla başarılı olduğunu mu zannediyor?” İşte sosyal ayrışma bazen tam da burada başlar. İnsanlar, birinin davranışlarından, yaşam biçiminden ya da sadece sosyal medyada paylaştığı düşüncelerden dolayı dışlanabilir ya da gruptan ‘farklı’ olarak algılanabilir. Aaaa, ama bir de “başarı” dediğimiz şey var! Onu biraz sonra ele alacağım.
Bir Sosyal Ayrışma Hikayesi: Kahveci ve “O Hayatın Tadı”
Geçen hafta bir arkadaşımın doğum günü partisine gitmiştim. Evet, normalde pek de doğum günü partilerine katılan biri değilim, ama o gün kendime “Bugün kendime bir şans veriyorum” dedim. Gittim. Fakat ortama girdiğimde bir garip oldum. İnsanlar birbirleriyle sohbet ediyordu ama herkes bir yandan telefonuyla ilgileniyordu. Gözlük takmış, Instagram paylaşımlarını beğenen bir grup, sohbette kaybolmuş, bir de ben yalnız başıma, telefonuma bakıyordum. İşte o an, sosyal ayrışmanın tam ortasındaydım! Herkes birbirini seviyor, sohbet ediyor, gülüyor ama ben “Kanka, bir şey var mı?” diye sormaktan utanıyorum. O kadar sosyal ayrışma yaşıyordum ki, bir ara kendi kendime, “Ben buraya bir hata yapıp mı geldim?” diye düşündüm. Yani, bir noktada gerçekten o grubun dışına itilmiş hissettim. Ve evet, dışlanmıştım! Tüm hikaye, sosyal ayrışma nedir sorusunun tam cevabını bana sundu.
Sosyal Ayrışma ve “Ben Kimim?” Sendromu
Sosyal ayrışma sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir durumdur. Mesela, bir okulda popüler olmanın getirdiği bir rahatlık vardır. Herkes seni tanır, seni konuşur. Ama bir de okuldaki kenarda duran, her an “Ben kimim?” diye düşünen, bir tür “sosyal eksik” hissi yaşayanlar vardır. Zaten bu insanlar genelde kalabalıktan uzak dururlar. Kalabalıklar, yani o enerjik, gürültülü grup insanları, hep doğruyu söylüyormuş gibi gelir onlara. Halbuki, belki de onlar da yalnızca bir grup dinamiği içinde, “Herkes bu şekilde düşünüyor, demek ki ben de bu şekilde düşünmeliyim” diyorlar. Ama sonuç olarak, o insan da “gerçekten ben kimim?” sorusuna cevap veremiyor. Tıpkı o arkadaşım gibi, sürekli telefonuna bakarak, her hareketini doğrulamak isteyen bir şekilde yaşıyorlar. Ne kadar komik değil mi?
Sosyal Ayrışma Nedir? İşte O An!
Bir başka örnek vermek gerekirse, bir arkadaşım geçenlerde sosyal medyada “Alevi olduğum için dışlanıyorum” diye bir paylaşım yapmıştı. Elbette bu çok ciddi bir konu ve sosyal ayrışma bağlamında çok önemli bir mesele. Ama düşündüm de, bazen sosyal ayrışma, çok belirgin bir şekilde, herkesin anlayabileceği kadar büyük bir mesele değil. Bir grup insan “X” değerine sahip olduğunda, o değeri taşımayanlar hemen dışlanmaya başlar. Ama burada herkesin kafasında bir soru var: “Gerçekten ben, bir insanı bir etnik kimlik, mezhep ya da yalnızca fiziksel bir fark nedeniyle dışlayabilir miyim?” Tabi ki, bu tür ayrışmalar çok daha kompleks bir yapıdır. Sosyal medyada yazan bu tarz paylaşımlar, bazen daha derin düşüncelerin dışavurumları olabilir. Çünkü sosyal ayrışma bazen o kadar derinleşir ki, insanlar yalnızca kimlikleri üzerinden değil, içsel bir boşlukla da dışlanır.
Sosyal Ayrışma ve Teknoloji: Bütün Dünya Bir Ekran mı?
Bazı insanlar sosyal ayrışmayı sadece fiziksel dünyada hissetmezler. Sosyal medya, bazen kendimizi daha da yalnız hissetmemize neden olabilir. Arkadaşımın bana Instagram’dan yazdığı, “Hadi bir şey yapalım” mesajı sonrasında verdiğim “Hımm, ne yapalım?” cevabı tam anlamıyla sosyal ayrışmanın dijital versiyonuydu. Hepimiz telefonlarımıza gömülürken, bir yandan dış dünyadan kopuyoruz. O an bir “sosyal izolasyon” yaşıyoruz. Bizim nesil, dijital dünyaya girdikçe, dış dünyadan o kadar uzaklaşıyoruz ki, bazen bir kahve molasında bile, fiziksel olarak etrafımızda insanlar olsa da, her şey sanal dünyada devam ediyor. O yüzden ben bu durumu biraz da mizahi bir bakış açısıyla kabullenmeye başladım. “Kalk, bir selfie çek, paylaşırsın” dediğimde, arkadaşımın suratındaki o “gerçekten bunu yapmalı mıyız?” ifadesi sosyal ayrışmanın kendisiyle yüzleştiğim anıydı. Bunu nasıl açıklayacağım şimdi? Tabii ki sosyal medyanın “sahte dünyasında”… O da işte, tamamen sosyal ayrışmanın ‘yeni’ versiyonu.
Sonuç: Sosyal Ayrışma Nedir? Şimdi Ne Yapmalı?
Yani sosyal ayrışma nedir? Bence sosyal ayrışma, bazen o kadar ince bir çizgidir ki, bir adım bile dışarıda kalmak, bizi farklılaştırabilir. Ama esas sorun şu ki, bu sosyal ayrışmayı ne kadar fark ediyoruz? Kendimizi farklı hissediyoruz ama başkalarını da “dışlamak” için çok kolayca etiketler takıyoruz. Aslında, her birimiz bir yandan bu ayrışmayı yaşarken, bir yandan da bir yerlere ait olma arzusuyla kıvranıyoruz. Belki de sosyal ayrışma, yalnızca bir kalıp, bir etiket değil, tam da yaşadığımız bu karmaşık dünyayı daha iyi anlayabilme çabamızdır.
Bundan sonra kafeye gittiğimde, o gruptan birisi parmaklarıyla ekranına kilitlenirken, ben de bir kahkaha atıp şunu diyeceğim: “Hadi gel, bir sosyal ayrışma